|
Kategori: Belirtilmemiş
*MAVİDENİZ*
En zor ve bir daha dönüşü olmayan bir ayrılığı yaşamış biri olarak bu ayrılıkta kolay olmadı. Amaç okumak olunca ayrılık ve yalnızlık okuma isteğinin altından kalkamıyordu.
Karadeniz hayatımın her döneminde etkili oldu. Ne zaman bunalsam kara değil mavi deniz karşıladı beni. İşte bu yüzden Karadeniz’in adı Mavideniz’di benim için Aklık Akdenize yakışıyordu da karalık Karadeniz’e hiç yakışmıyor. Çünkü ben Mavidenize baktığımda hiç gözünü karatmadı bana….
İşte bu yüzden adım MAVİ: Dağlardan kopup gelen, içinde köylü çocuklarının yanık türkülerini barındıran, bazen coşan, bazen durulan, baharda çam kokuları getiren nehirde gizlidir MAVİ, martı sesleriyle bezenmiş, göçmen kuşlara yoldaş, geceleri yıldızlara, gündüzleri güneşe sırdaş gökyüzünde gizlidir MAVİ, sevdiklerinden ayrı hayata hazırlanan bir çocuğun gülen gözlerinde gizlidir MAVİ…
*AŞAMA AŞAMA ÜNİVERSİTE*
Yeşil ve maviyi arkada bırakıp yerlerine bozkırı ikame etmek zor oldu benim için… Ancak hayatımın bir sonraki aşaması sonradan çok seveceğim bir şehirde şekillendi…
Üniversiteye hazırlanırken dershaneye gitmek istememiştim. Bir dergiye abone olup tek başıma çalışmayı tercih ettim… Aşama dergisini seçmem –zede kavramıyla yıllar önce tanışmamı sağladı. Dergiyi yayımlayan kuruluş iflas edince bizim dergiler 3. sayıdan sonra gelemedi. İmarzede kavramıyla tanışamadan Aşamazede olduk anlayacağınız… İşin garibi Üniversite de en iyi arkadaşlarım Aşamazede’ ler oldu. Off Shore yapmamıştık ama paralarımızı geri alamadık. 
Bir baktık ki göz açıp kapayana kadar bitti her şey gibi üniversite de… Ama anladık ki gerçek okul, yaşam ve zamandı…
Artık sadece okuyan değil yazan, Sadece dinleyen değil konuşan, Sadece yürüyen değil koşan Olmalıydık….
(Kolumun altında kitaplarla okuldan eve dönerken rastladığım yaşlı adam: “Bak oğlum dedi. Çok fazla şey okuma yapmaya çalış, öyle şeyler yap ki insanlar okudukları kitapları yırtsınlar, senin yaptıklarını yazsınlar. İsmail Acarkan’ın Ölümü Özlemeyen Aşkı Anlayamaz adlı kitabından)
13:55 - 16/2/2007 - {yok} -
Kategori: Belirtilmemiş
Çocukluğum
Ve en çok seni özledim ben. Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni. Her teyzeyi annen gibi sevmeni. Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni. Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu. Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği. Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı. Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim... hiç konuşmadan.. kısa pantolonlu siyah beyaz halini.. bir lokma boyunu.. diz çöküp yere sımsıkı...ama çok sıkı sarılmak sana.. gözyaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi sana kim olduğumu söylemeden...arkama bakmadan ağladığımı sana göstermeden seni çok özledim ama çok özledim çocukluğum! !
Ceyhun Yılmaz
*İLKÖĞRETİM DEĞİL İLKOKUL*
Benim zamanımda ilköğretim okuluna ilkokul ve ortaokul denirdi. Öğretimin yanında eğitim de verilirdi. Adı üzerinde okuldu… Sadece dersi değil hayatı da öğretiyordu o zamanlar. Hem de kısıtlı olanaklarla…
Hava çok soğuk olduğundan ve sadece bir odada soba yandığından televizyon sesiyle birlikte geçti kış günlerinde kitap okumalarım… Belki o günlerden kalan bir alışkanlıkla başkalarının ne söylediğini pek önemsemedim, hayatımı başkalarına göre yaşamadım…
11:00 - 15/2/2007 - {yok} -
Kategori: Belirtilmemiş
*AYRILIĞA DOĞMAK*
Giderken (Çukur)
Bilerek mi yanina almadin giderken basinin yastikta biraktigi cukuru
Guveniyordum oysa ben sevgimize vapur iskelesi ya da tren istasyonundaki saatin dogrulugu kadar
Beni senin gibi bir de annem terketmişti ki gobegimde durur onun yoklugundan bana kalan cukur
Sunay Akın
Bu şiiri ne zaman okusam doğumum gelir aklıma… Özellikle şairin, sevdiği tarafından terk edilişini, göbek bağının kesilişi ile ilgi kurduğu bölümünde.
Ne zaman ki göbek bağı kesildi işte o zaman annemin beni terk ettiğini düşünürüm. En büyük ve bir daha dönüşü olmayan bir ayrılığa adım attığımız için doğarken ağladığımıza inanırım. Daima hatırlayalım diye bu ayrılık birde iz bırakmıştır bizde…. Onun yokluğundan kalan ve boşluğu hiçbir zaman doldurulamayacak bir çukur…. İşte bu nedenle bizim için bunca zahmete katlanan anneler “anne olunca anlayacaksınız” diyeceklerdir. Bu ayrılık hiç yaşanmadan anlaşılır mıydı?
Benim doğumum işte bu nedenle bir ayrılık hikayesidir. En büyük, en dayanılmaz bir ayrılığı yaşamış biri olarak, hiçbir ayrılık beni bu kadar etkileyemedi daha sonraki yıllarda….
Ayrılığım sonbaharda yapraklara direnen eylül ayının ilk yarısına rastlar. Ağaçlar sararan yaprakları taşıyamazken dünyanın bunca yükünü taşımak düşer bana. Kışın habercisi sonbahar benim ilk baharım olur… Serdar Gökhan’a olan hayranlık ismimi de belirler.

15:07 - 14/2/2007 - {yok} -
|